Günaydın arkadaşlar…
Çocukluğumuzu özlüyoruz. Eski sokakları, kapı önündeki sohbetleri, çıkarsız dostlukları, akşam ezanına kadar süren oyunları anlatıyoruz.
Peki, kendimize hiç şu soruyu soruyor muyuz?
Özlediğimiz o güzel günleri kaybetmemize ne sebep oldu?
Zaman mı değişti, yoksa biz mi değiştik?
Eskiden bir selam gönül alır, bir kapı herkese açılır, bir dostluk yıllara meydan okurdu. Bugün ise aynı sokakta yaşayıp birbirimizi tanımayabiliyoruz.
Geçmişi anlatmak kolay. Güzel sözler söylemek de kolay. Asıl mesele, o sözleri hayatımıza taşıyabilmek.
Dostluktan söz edip dostumuza sırtımızı dönüyorsak, çocuklarımız için güzel bir gelecek isteyip onlara kötü örnek oluyorsak, sevgi ve saygıyı dilimizden düşürmeyip davranışlarımızda göstermiyorsak nerede yanlış yapıyoruz?
İnsanın söylemi başka, eylemi başka olduğunda sözün değeri azalır.
Belki de çocukluğumuzdan kalan en büyük miras, eski sokaklar değil; o sokaklarda yaşadığımız samimiyet, güven ve paylaşma duygusudur.
Bugün geçmişe özlem duymakla yetinmeyelim. Özlediğimiz güzellikleri yeniden yaşatmak için küçük de olsa bir adım atalım.
Bir selam verelim. Bir gönül alalım. Bir çocuğu dinleyelim. Bir dostumuzu arayalım. İyiliği yalnızca konuşmayalım, yaşayalım.
Çünkü toplum, yalnızca söylediklerimizle değil, yaptıklarımızla şekillenir.
Kıssadan hisse:
Geçmişin güzelliklerini anlatmak bir hatıradır; onları bugün yaşatmak ise insanlık sorumluluğudur.
Unutmayalım:
Çocuklarımızın nefesi, yarının toplumunun nefesidir.
Kazım İLHAN
Sosyolog / Aile Danışmanı / Yazar
