Aşık Veysel'in bu sözü günümüzde ne kadar geçerli oldu.
ABD Başkanı Trump, Suudi Arabistan'a F 35 uçağı verirken, bize uçak bir yana motorunu bile vermiyor. Suriye'deki PKK uzantıları SDG'ye TIR'lar dolusu ağır silahlar ve modern füzeler veriyor.
Böylece oralarda bir KÜRT DEVLETİNİN temellerini atıyor. Batı desteği altında kurulmaya çalışılan Kürt Devleti ile SEVR MODELİ hayata geçiriliyor. 10 Ağustos 1920'de işgalci batı ülkeleri ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan TÜRK ULUSUNUN İDAM FERMANI olan Sevr yeniden yaşama sokuluyor, Dost dediğimiz devletler tarafından.
Kurtuluş Savaşının kazanılmasından sonra LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI ile yürürlükten kalkan Sevr Suriye'de önümüze konuluyor.
Silah bıraktım diyen PKK katilinin ayağına komisyon üyeleri gönderiliyor. Silah bırakan yok yığıntı yapan var. ÇÖZÜM SÜRECİ nasıl sonuçlanacak göreceğiz
RADBRUCH FORMÜLÜ
Nazi Almanyası döneminde, insan haklarına açıkça aykırı olan yasaları uygulayan yargıçların verdikleri kararlar dolayısıyla sorumlu olup olmadıkları tartışılır.
Gustav Radbruch; Yürürlükteki yasaların öncelikle uygulanmasını ve kuralların meşruiyetini savunur. Nazi döneminde yaşananları görünce görüş değiştirir. Yargıç önüne gelen davada ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK ilkesi gereğince yürürlükteki yasaları uygulamak zorundadır.
Ancak yürürlükteki yasalar adaletsizlik üretmesi durumunda konu tartışmalıdır.
Bu durumda RADBRUCH formülü etkili olmuş, Nazi yasalarını uygulayan yargıçların cezalandırılması öngörülmüştür. Yargıç yasayı uyguladığında adalet ile hukuki güvenlik arasında bir çatışma çıkacağını öngörse bile öncelikle yürürlükteki yasayı uygulamalıdır. Aradaki çelişki adaletsizlik üretiyor ve insanların yasa önündeki eşitliğini göz ardı ediyorsa o yasa, yasa olmadığından yargıç bu kuralı uygulamaz.
Hukukun görevi adaleti gerçekleştirmek yargıç yasaya değil aynı zamanda adalete de bağlı olduğunu bilir. Radbruch ahlaken geçersiz olan bir yasanın hukuken de geçersiz olduğunu formüle ederek, insan onurunu yok eden yasaya uyulmaması ahlaki bir görevdir.
Yasa suç işliyorsa yasallık adaletin önüne geçemez. Kant'a göre “Yasa meşruiyetini yürürlükte olmasından değil, akla ve ahlaka uygun olmasındandır.”
Ülkemizde kimi yargıç ve savcılar verdikleri kararlarda adaletsizlik yarattığını görmüyor ya da kasıtlı olarak görmezlikten gelenlerin sorumluluğu tartışılır. Yasa adaletsizlik üretiyorsa yasa değildir, uygulanmamalıdır. Yasa doğru olduğu halde yanlış uygulanıyorsa hukuk sisteminde bu suçtur. "Ben emirlere uydum" savunması kendini kurtarmaz.
Siyaset baskısı ile kişilere ve kurumlara yasaları ayrı uygulayan hesap vermek zorundadır.
"Kötü yasa yoktur; iyi yargıç vardır." Adalet hukukun varlık nedenidir. Mevcut hukuk düzeni haksızlık, yolsuzluk, sömürü yaratıyor, bu durumda hesap sorulmuyorsa DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ batıyor demektir. Ülkemizde yasalar ayrım yapılarak uygulanıyorsa, uygulayanlar sonuçlarına katlanacaktır.
Milli dayanışma kardeşlik ve demokrasi komisyonu raporunu tamamladı. Rapor Meclise girip yasal düzenleme sürecine geçirilecek. Ülke yararına çıkarılacak yasalar geleceğimizi etkileyeceğinden partiler bakalım hangi yolu izleyecek. Barış diye ortaya çıkanlar dost diye sarıldıklarımızın arka planlarında özerklik, ayrı dilde eğitim, yerel yönetimlerde değişiklik yapılmasını istemezler umuduyla.
Aşık Veysel’in “Dost Dost nicesine sarıldım / Benim sadık yârim kara topraktır / Beyhude dolandım boşa yoruldum / Benim sadık yârim kara topraktır.

