Bir bilimi, ideolojiyi ya da iddiayı öğrenmek ne ile ilgili olduğunu bilmeden öğrenmek mümkün değildir. Öğrencilere tarihin anlamını açıklamadan olayları ezberlemeye zorlamak, bellek için bir işkencedir. Önce tarihin geleceğe yön veren, risklere karşı uyaran, örnekler sunan faydalı deneyimleri açıklanmalıdır.
Toplumca geçerli, akla dayalı değer yargıları ve etik normlar, okul ve aile eğitiminin temelini oluşturur. Öğrenciye “NEDEN – NİÇİN – BUNU NEDEN ÖĞRENİYORUM” sorularını sordurmak gerekir. Eğitimciler öğrencilerin eğitimi ve öğrenimi konusunda doğal bir sorumluluk üstlenirlerdi. Onlar eğitici, hem öğretici, öğrenilen bilginin gerekliliğini ikna edici, yaşam ilkelerini koşullar ve düzenlemelerle uyum içinde uygulanmasını açıklarlar.
Öğrenciye “NEDEN” sorusunun yanıtını verir ve ona mantıklı düşünme yoluyla ayırt etme ve değer yargısı geliştirme becerisiyle donatırlar.
“NİÇİN” sorusunu düşünme ve zihinsel yetiler, bellek, dikkat, kişisel fikir geliştirme ile hümanist etik düşünce geleneğinin akla dayalı değer sistemlerinin ve insan doğasının anlaşılmasına dayandığı fark etmeleri sağlanır.
Okul – Aile eğitimi bireylerin kişiliğini şekillendirir; bu kişilikler öğretme ve öğrenme eğilimiyle biçimlenir ve gelecekteki yaşamla uyum içinde olur. Bireyin mükelleşme ideallerini canlı ve akla dayalı şekilde gerçekleştirir.
Bireyin düşünce tarzı eylemleri hedefleri ve yargılarıyla temelden şekillenir.
Öğretme ve öğrenme eğilimi yalnızca bilgi aktarma aracı değil, aynı zamanda karakter gelişiminin temelidir. Öz değerlendirme, sosyal sorumluluk becerileri, mesleki yeterlilikten öte temel eğitim hedefleridir.
Öğretmenler sadece bilgi aktaran değil aynı zamanda değer örnekleridir. “Anlamaya yönelik” ilke, öğrenme içeriklerinin anlamlı bağlamlara yerleştirilmesini ister.
Eğitimin temel amacı sosyal uyumdur. Öğrenme eğilimi, bireyin kişiliğiyle ne kadar bütünleşirse o kadar güçlü olmasını sağlar.
BUNU NEDEN ÖĞRENİYORUM* sorusu merkezi önem taşır. Anlamlılık, motivasyon ve kalıcı öğrenme için belirleyici bir güçtür. Takdir, güven ve heyecan öğrenme motivasyonu ve bellek performansı üzerinde olumlu etkiler yaratır. Değişen dünyaya olumlu etkiler uyum sağlama öğretme ve öğrenme eğiliminde “BUNU NEDEN ÖĞRENMELİYİM” sorusunu yanıtlar. Bunlar için öğretmen yetiştirmeye önem verilmelidir. İhtiyaçtan fazla eğitim fakültelerine on binlerce öğrenci alınmamalıdır. Mezun olan öğretmenleri “ÖĞRETMEN AKADEMİLERİNE” neden tekrar mecbur edildiği sorgulanmalı, mülakatlar kaldırılmalıdır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında hayalini kurduğumuz idealist, işinin eri, rol model, başarılı öğretmenler baş tacı olmuş, onların bu gayreti, samimiyeti, mücadelesi toplumda yer edinmelerini sağlanmıştır. Millet mektepleri Osmanlı’da okula gidememiş, okuma-yazma öğrenememiş kişilerin aydınlanmasına neden olmuş “YAYGIN EĞİTİM” seferberliği ile uygar yaşamın temel bilgilerini öğrenerek cehaletten kurtulmuştur.
1930’larda kırk bin yerleşim merkezinin otuz bininde okul yoktu. Beş bin seksen köy okuluna dağılan öğretmen sayısı altı bin doksan bir idi. Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel köy çocuklarının köy öğretmeni olacak şekilde eğitme planları vardı. 1940 yılından itibaren Köy Enstitüleri projesi oluştu. Toplam 20 Köy Enstitüsü’nün sonuncusu 1946 yılında inşa edildi. Bu Enstitüler Menderes Hükümeti tarafından kapatılana kadar 1308’i kadın on yedi bin iki yüz elli bir öğretmen yetiştirdi. Okuma yazma bilmeden sadece tecrübe ile işlerin rayına oturmayacağı bilinerek 1980 yılında da okuma yazma kurslarını önem verilmiştir.
Örneğin AHBAP meselesi gibi olayların at gözlüğü ile bakılmadan halkın zararına olan tüm eylemlerin kabulü mümkün değildir.
HER ŞEYE OBJEKTİF BAKALIM.
