Eğitim ve öğretim sorununu çözemeyen hiçbir toplumun diğer sorunlarını çözmesi mümkün değildir; bunu kabul etmek zorundayız.
Ne yazık ki eğitim alanında dünya ülkeleri liginde bulunduğumuz yerin çok parlak olduğunu söylemek de zor.
Ülkemizde önce Şanlıurfa’da, ardından Kahramanmaraş’ta eğitim yuvalarında peş peşe yaşanan şiddet olayları; yaralanan ve hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimiz hepimizi tarifi zor, derinden üzmüştür. Allah’tan rahmet ailelerine büyük sabırlar diliyorum.
Bu acı olaylar, toplumun dikkatini bir kez daha okullara çevirmiştir.
Eğitim kurumlarında yaşanan bu şiddet olaylarının, kısa süre sonra başka gündemlerin gölgesinde kalmamasını; eğitim camiasının sorunlarıyla yine baş başa bırakılmamasını umut ediyorum.
Çünkü eğitim ortamlarında asla yaşanmaması gereken bu ürkütücü olaylar, meselenin ne kadar ciddi olduğunu açıkça göstermektedir. Bu gerçek görmezden gelinemez, geçiştirilemez.
Yaşananların ardından eğitim ve öğretimden sorumlu olanların durup kendisine önemli sorular sorması gerekir :
İlköğretim çağındaki bir çocuğun silaha bu kadar kolay ulaşabilmesi sorgulanması gereken ciddi bir sorun değil midir?
Evinde silah bulunduran ailelerin de bu silahları, korunaklı ve güvenli ortamlarda muhafaza etmeleri gerekmez mi ?
Öte yandan, ülkemizde son yıllarda ruhsatlı ve ruhsatsız silahlanmanın ciddi şekilde artması, bu tür olaylara adeta davetiye çıkartması bir etken değil mi?
Okul giriş ve çıkışlarında güvenliği sağlayacak görevlilerin bulundurulmasının hayata geçirilmesine engel nedir?
Son dönemde okullardaki disiplin kurallarının gevşediği, öğretmen ve idarenin yaptırım gücünün zayıfladığı gerçeğini görmezden gelebilir miyiz?
Ayrıca okullarda öğrenci– öğretmen –rehber öğretmeni- aile ve paydaşlarıyla sosyal medya kullanımının sınırlanmasına yönelik daha etkili çalışmalar yapılamaz mı?
Milli Eğitim’e bağlı okullarda kaç öğrenciye bir rehber öğretmen düştüğü sorusu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur.
Kılık kıyafet düzenlemeleriyle birlikte öğretmen ve öğrencilerin birbirinden ayırt edilememesi bir gerçek. ACİLEN yeniden değerlendirilmesi gerekmez mi?
Eğitim yuvaları güvenin, bilginin ve geleceğin inşa edildiği yerlerdir. Bu alanlarda şiddetin gölgesine asla yer olmamalıdır.
Ülke genelinde olduğu gibi Vezirköprü’de de Türk Eğitim Sen Samsun 2 Nolu Şube Başkanlığı eğitim ve öğretimde yaşanan ŞİDDET olaylarına dikkat çekmek amacıyla “Şiddete Hayır ! Susmak Yok!” başlıklı basın açıklaması düzenledi.
Geleceğimizi şekillendiren, en fazla saygıyı hak eden cefakâr ve vefakâr eğitimcilerin eleştiri ve önerilerine yetkililerin kulak vermesi temennisiyle, iyi haftalar diliyorum.

