OBELYA 12.09.2025

İÇİMİZDEKİ ŞİDDET VE CAN GÜVENLİĞİ

YEREL (Web Sitesi) - Web Sitesi | 16.04.2026 - 13:38, Güncelleme: 16.04.2026 - 13:38 424 kez okundu.
 

İÇİMİZDEKİ ŞİDDET VE CAN GÜVENLİĞİ

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Vezirköprü İlçe Başkanlığı okullarda gerçekleşen saldırılar sonrasında basın açıklaması yaptı.
CHP ilçe başkanlığı tarafından gazetemize yapılan yazı açıklamalarda şu ifadeler yer aldı: “Toplum olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Okullarda öğretmenlerimiz, hastanelerde sağlık çalışanlarımız, trafikte ve sokakta sıradan vatandaşlarımız… Hiçbirimiz kendimizi tam anlamıyla güvende hissedemiyoruz. Her geçen gün artan şiddet olayları, bireysel öfkenin toplumsal bir soruna dönüştüğünü açıkça ortaya koyuyor. Bugün geldiğimiz noktada, neredeyse herkesin kendini haksızlığa uğramış hissettiği bir toplum haline geldik. Hastanede yeterince ilgilenilmediğini düşünen hasta, okulda hakkının yendiğine inanan öğrenci ya da veli, trafikte saygı görmediğini düşünen sürücü… Herkes “hakkını aradığını” düşünerek öfkesini şiddetle dışa vurur hale geldi. Oysa hak aramak, hukuk içinde ve medeni yollarla olur. Şiddet, hak arama yöntemi değil; toplumsal çöküşün en açık göstergesidir. Ailenin kutsalı olan kadınların toplumdaki ve ailedeki yerinin değersizleştirilmesi, kavgalarda hatta şakalarda annelere, kız kardeşlere, eşlere  ağıza alınmayacak küfürlerin edilmesi ahlaki ve kültürel çöküşün temel sebeplerinden biridir. Kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin artması, “ya benimsin ya toprağın” anlayışının yaygınlaşması, toplumdaki değer erozyonunun en acı sonucudur. Şanlıurfa Siverek’te, Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan saldırılar, ülkenin dört bir yanında her gün yaşanan trafik kavgaları… Bunların hiçbiri münferit değildir. Hepsi, eğitim sisteminin bilimsellikten uzaklaştırılması ve adalete olan güvenin sarsılmasının bir sonucudur. Eğer bir toplumda insanlar, suç işleyenlerin ceza almadığını düşünüyorsa; alkollü araç kullanıp can alanların bile hak ettikleri cezayı görmediğine inanıyorsa, o toplumda bireyler kendi “adaletini” sağlamaya kalkar. Bu ise hukuk devletinin en büyük tehdididir. Çünkü hukuk işlemezse, kaos başlar. Eğitim sisteminin zayıflatılması, okulların ve öğretmenlerin itibarsızlaştırılması; sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin artması; adliyede avukata, sokakta polise saygının azalması… Bunların hepsi birbirine bağlıdır. Devletin kurumlarına duyulan güven azaldıkça, toplumsal düzen de zayıflar. Oysa unutulmamalıdır ki güçlü bir devlet, sadece kurumlarıyla değil, o kurumlara güven duyan vatandaşlarıyla ayakta durur. Kamu görevlilerinin görevlerini layıkıyla yerine getirmesi ne kadar önemliyse, vatandaşın da haklarını bilmesi, sorumluluklarını yerine getirmesi ve hukuka saygı göstermesi o kadar önemlidir. Bu noktada en büyük ihtiyaç, yeniden güven inşa etmektir. Devletin tüm kurumları, kişi ayırmaksızın adil ve eşit davranmalı; hukuk herkese aynı şekilde uygulanmalıdır. Vatandaş ise hakkını ararken şiddeti değil hukuku tercih etmelidir. Bu ülkenin temelleri, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde; akıl, bilim, hukuk ve eşitlik ilkeleri üzerine kurulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, kuruluş değerlerine döndüğü ölçüde güçlenecek; adaletin, güvenin ve toplumsal huzurun yeniden tesis edildiği bir ülke olacaktır. Unutmayalım: Adaletin olmadığı yerde güven, güvenin olmadığı yerde ise huzur olmaz. Bu yüzden hepimize düşen görev açık ve nettir: Hukuka sahip çıkmak, kurumlara güveni yeniden inşa etmek ve şiddeti hayatımızdan tamamen çıkarmak. Okullarımız da yaşanan saldırılar da yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar, hayatın kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet yakınlarına başsağlığı dileriz.”  
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Vezirköprü İlçe Başkanlığı okullarda gerçekleşen saldırılar sonrasında basın açıklaması yaptı.

CHP ilçe başkanlığı tarafından gazetemize yapılan yazı açıklamalarda şu ifadeler yer aldı:

“Toplum olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Okullarda öğretmenlerimiz, hastanelerde sağlık çalışanlarımız, trafikte ve sokakta sıradan vatandaşlarımız… Hiçbirimiz kendimizi tam anlamıyla güvende hissedemiyoruz. Her geçen gün artan şiddet olayları, bireysel öfkenin toplumsal bir soruna dönüştüğünü açıkça ortaya koyuyor.

Bugün geldiğimiz noktada, neredeyse herkesin kendini haksızlığa uğramış hissettiği bir toplum haline geldik. Hastanede yeterince ilgilenilmediğini düşünen hasta, okulda hakkının yendiğine inanan öğrenci ya da veli, trafikte saygı görmediğini düşünen sürücü… Herkes “hakkını aradığını” düşünerek öfkesini şiddetle dışa vurur hale geldi. Oysa hak aramak, hukuk içinde ve medeni yollarla olur. Şiddet, hak arama yöntemi değil; toplumsal çöküşün en açık göstergesidir.

Ailenin kutsalı olan kadınların toplumdaki ve ailedeki yerinin değersizleştirilmesi, kavgalarda hatta şakalarda annelere, kız kardeşlere, eşlere  ağıza alınmayacak küfürlerin edilmesi ahlaki ve kültürel çöküşün temel sebeplerinden biridir.

Kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin artması, “ya benimsin ya toprağın” anlayışının yaygınlaşması, toplumdaki değer erozyonunun en acı sonucudur. Şanlıurfa Siverek’te, Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan saldırılar, ülkenin dört bir yanında her gün yaşanan trafik kavgaları… Bunların hiçbiri münferit değildir. Hepsi, eğitim sisteminin bilimsellikten uzaklaştırılması ve adalete olan güvenin sarsılmasının bir sonucudur.

Eğer bir toplumda insanlar, suç işleyenlerin ceza almadığını düşünüyorsa; alkollü araç kullanıp can alanların bile hak ettikleri cezayı görmediğine inanıyorsa, o toplumda bireyler kendi “adaletini” sağlamaya kalkar. Bu ise hukuk devletinin en büyük tehdididir. Çünkü hukuk işlemezse, kaos başlar.

Eğitim sisteminin zayıflatılması, okulların ve öğretmenlerin itibarsızlaştırılması; sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin artması; adliyede avukata, sokakta polise saygının azalması… Bunların hepsi birbirine bağlıdır. Devletin kurumlarına duyulan güven azaldıkça, toplumsal düzen de zayıflar.

Oysa unutulmamalıdır ki güçlü bir devlet, sadece kurumlarıyla değil, o kurumlara güven duyan vatandaşlarıyla ayakta durur. Kamu görevlilerinin görevlerini layıkıyla yerine getirmesi ne kadar önemliyse, vatandaşın da haklarını bilmesi, sorumluluklarını yerine getirmesi ve hukuka saygı göstermesi o kadar önemlidir.

Bu noktada en büyük ihtiyaç, yeniden güven inşa etmektir. Devletin tüm kurumları, kişi ayırmaksızın adil ve eşit davranmalı; hukuk herkese aynı şekilde uygulanmalıdır. Vatandaş ise hakkını ararken şiddeti değil hukuku tercih etmelidir.

Bu ülkenin temelleri, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde; akıl, bilim, hukuk ve eşitlik ilkeleri üzerine kurulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, kuruluş değerlerine döndüğü ölçüde güçlenecek; adaletin, güvenin ve toplumsal huzurun yeniden tesis edildiği bir ülke olacaktır.

Unutmayalım: Adaletin olmadığı yerde güven, güvenin olmadığı yerde ise huzur olmaz. Bu yüzden hepimize düşen görev açık ve nettir: Hukuka sahip çıkmak, kurumlara güveni yeniden inşa etmek ve şiddeti hayatımızdan tamamen çıkarmak.

Okullarımız da yaşanan saldırılar da yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar, hayatın kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet yakınlarına başsağlığı dileriz.”

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vezirkopruozlem.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.