Şiir Köşesi
Köşe Yazarı
Şiir Köşesi
 

O GECE - Aydın YÜKSEL

O GECE   Kâinat uykudaydı, önce lambalar söndü. Çığlıklar dağı taşı yarıyordu o gece. Sonra bütün sokaklar, mahşer yerine döndü. Tüm gözler yıldızları arıyordu o gece.     Gökyüzünde toz duman, yerde öyle bir an ki, Enkaz her yaştan insan doğuruyordu sanki. Betonun lütfettiği boşluk dahi inan ki, Her yaraya bir umut sarıyordu o gece.     Yaşamak için anne taş koymuş yarasına. Babanın ak düşmüştü gözünün karasına. Çaresizce uzanıp enkazın arasına. Yavrusunun saçını tarıyordu o gece.     Sokaklara devrilmiş mavi, pembe duvarlar. Duvarların altında inleyen hatıralar. İzleri silen yağmur, çizgileri örten kar. Hepsini birbirine karıyordu o gece.     Yıkılmıştı binalar kinini kusa kusa. Ne şans işe yaradı ne fırsat verdi usa. Zaman ilerledikçe insanlar susa susa, Dönülmeyecek yere varıyordu o gece.     Yumruklar çaresizce duvarlara vurdukça, Sesler kesilip kalpler birer birer durdukça, Azrail saatini ayrılığa kurdukça, Yeni yeni acılar türüyordu o gece.     Eşikte kalmış ayak, kapıya sıkışmış kol. Uykudayken kapandı, komşudan komşuya yol. Bir mahşeri zaman ki o an, kim olursan ol. Herkes kendi kendini sürüyordu o gece.     Birbirine karışmış zamanlar ve mekânlar. Aynı acıya matuf minareler ve çanlar. Geçmiş, gelecek, bu gün; var olan bütün anlar. Hep birden aynı yöne yürüyordu o gece.     Bakmak ne pahalıydı, ne kıymetliydi nefes. Ne kadar değerliydi yaşama dair o ses. Tüm çareleri mahkûm eden çelikten kafes, İçerisinde kalbim çürüyordu o gece.     Her dirinin peşinde, her ölünün başında, Çaresiz insanların ekmeğinde aşında, Hatta kefen bezinde, hatta mezar taşında, Leş yiyici çakallar ürüyordu o gece.   Aydın YÜKSEL-ANKARA 05.03.2023 - Pazar 02:56
Ekleme Tarihi: 16 Mart 2023 - Perşembe
Şiir Köşesi

O GECE - Aydın YÜKSEL

O GECE

 

Kâinat uykudaydı, önce lambalar söndü.

Çığlıklar dağı taşı yarıyordu o gece.

Sonra bütün sokaklar, mahşer yerine döndü.

Tüm gözler yıldızları arıyordu o gece.

 

 

Gökyüzünde toz duman, yerde öyle bir an ki,

Enkaz her yaştan insan doğuruyordu sanki.

Betonun lütfettiği boşluk dahi inan ki,

Her yaraya bir umut sarıyordu o gece.

 

 

Yaşamak için anne taş koymuş yarasına.

Babanın ak düşmüştü gözünün karasına.

Çaresizce uzanıp enkazın arasına.

Yavrusunun saçını tarıyordu o gece.

 

 

Sokaklara devrilmiş mavi, pembe duvarlar.

Duvarların altında inleyen hatıralar.

İzleri silen yağmur, çizgileri örten kar.

Hepsini birbirine karıyordu o gece.

 

 

Yıkılmıştı binalar kinini kusa kusa.

Ne şans işe yaradı ne fırsat verdi usa.

Zaman ilerledikçe insanlar susa susa,

Dönülmeyecek yere varıyordu o gece.

 

 

Yumruklar çaresizce duvarlara vurdukça,

Sesler kesilip kalpler birer birer durdukça,

Azrail saatini ayrılığa kurdukça,

Yeni yeni acılar türüyordu o gece.

 

 

Eşikte kalmış ayak, kapıya sıkışmış kol.

Uykudayken kapandı, komşudan komşuya yol.

Bir mahşeri zaman ki o an, kim olursan ol.

Herkes kendi kendini sürüyordu o gece.

 

 

Birbirine karışmış zamanlar ve mekânlar.

Aynı acıya matuf minareler ve çanlar.

Geçmiş, gelecek, bu gün; var olan bütün anlar.

Hep birden aynı yöne yürüyordu o gece.

 

 

Bakmak ne pahalıydı, ne kıymetliydi nefes.

Ne kadar değerliydi yaşama dair o ses.

Tüm çareleri mahkûm eden çelikten kafes,

İçerisinde kalbim çürüyordu o gece.

 

 

Her dirinin peşinde, her ölünün başında,

Çaresiz insanların ekmeğinde aşında,

Hatta kefen bezinde, hatta mezar taşında,

Leş yiyici çakallar ürüyordu o gece.

 

Aydın YÜKSEL-ANKARA

05.03.2023 - Pazar 02:56

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vezirkopruozlem.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.