Gelişen teknolojinin insan yaşamına getirdiği konfor yanında, bu gelişmenin doğaya ve çevreye verdiği kirliliğin
İSPANYA 400 FABRİKASINI KAPATMIŞ
Gelişen teknolojinin insan yaşamına getirdiği konfor yanında, bu gelişmenin doğaya ve çevreye verdiği kirliliğin boyutları her geçen gün hızla artmaktadır. Vezirköprü’deki çevre ve hava kirliliği 5-6 yıldır insan sağlığını tehdit etmeyi sürdürüyor. Kamuoyunun dile getirdiği tepkiler yerel gazeteler tarafından sürekli gündeme taşındı. Ancak çevrenin kirletilmesi önlenemediği gibi bu konudan sorumlu makamlarda bu güne kadar her nedense bulunamadı.
Anayasamızın 56. Maddesinde: “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşın ödevidir” denilmektedir. Anayasanın bu maddesine göre sağlıklı bir çevrede yaşam talebi anayasal bir hak olduğu gibi, çevrenin toplum sağlığına verdiği zararları önlemek devletin ve de vatandaşın görevidir.
Anayasal hak ve görevler açıkça belli olduğu halde, Vezirköprü’nün kirlenen çevresinin vatandaşın sağlığına verdiği zararlar neden önlenemiyor? İlçe yerleşiminin iki tarafında bulunan derelerden lağım, mezbaha atıkları ve Vezir Ağaç Fabrikası’nın atıkları arıtılmadan akıyor. Ayrıca bu fabrikanın bacalarından çıkan kirli dumanın kimyasal maddeler saçtığı ve ilçe üzerinde sis bulutu oluşturduğu yıllardır iddia ediliyor.
Çevredeki atıkların oluşturduğu hava kirliliği, vatandaşın kansorejen solumasına neden olurken, yeraltı sularının kirlenmesine de neden oluyor. Kirletilen bu dere yataklarında açılan kuyulardan özellikle yaz aylarında şehrin içme suyu şebekesine su basılıyor. Atıkların karıştığı sular ile tarımsal sulamalar yapılıyor ve balık yetiştirilen baraja kimyasalların bulaştığı sular ulaşıyor. Sonuçta önlem alınmamasından dolayı kirletilen çevre ilçe halkına geri dönerek insan sağlığı için tehlike saçmaya devam ediyor.
Vatandaşın ve yerel basının gerekli duyarlılığı gösterip kamuoyuna taşımasına rağmen yetkili makamlar sorumlu davranmadılar. Bu duyarlılığı gösterenler sanayi kuruluşuna ve yaratılan istihdama karşı olmakla suçlanıyor. Şu açıkça bilinmelidir ki hiç kimse sanayileşmeye, insanların iş sahibi olmasına karşı değildir. Olamaz da. Çünkü çevre kirliliğinin nedeni sanayileşme ve fabrika çalıştırmak değildir. İnsan sağlığını umursamaz biçimde sanayileşme, yerleşme ve teknoloji kullanımıdır.
Sanayileşme süreçlerinde birçok ülkede bu sorunlar yaşanmış. İspanya AB’ye girdiğinde 400 küsur fabrikasının bacalarında yeterli filtre olmaması yüzünden faaliyetlerini durdurmuş. AB’ye girene kadar fabrikaların bacalarını, arıtma tesislerini AB standartlarına getirilmesine imkânsız gözüyle bakmışlar.
İnsanca yaşayabilmek için illa ki AB’ye mi girilmesi gerekiyor? AB’ye almazlar ise fabrika bacalarına filtre takılmayacak mı? İnsanlar zehir sulamaya, bitkiler asit yağmuruyla sulanmaya, çocuklar kanser olmaya mahkûm mu olacak?
Hiç bir konu ve sorun insan sağlığından daha önemli değildir.
|