Haber Detayı
14 Aralık 2019 - Cumartesi 10:18 Bu haber 4565 kez okundu
 
1943 - BÜYÜK ZELZELE
26 Kasım 1943 Cuma, Saat: 18.00 Hava çok soğuk, karanlık şehre çökmüş. Kış artık yüzünü göstermeye başlamış. Soğuk iliklere kadar işliyor. Cuma olduğu için esnaf dükkanını bu saatlerde ancak kapatabiliyor.
YEREL Haberi
1943 - BÜYÜK ZELZELE

Pazartesi ve Cuma günleri köylüler şehre yoğun geldikleri için esnaf ve zanaatkarlar bu günlerde dükkanlarını erken açıp, geç kapatıyorlar. Ancak çok iş yapsalar da, karınlarını zor doyuruyorlar. Köylüye verdikleri mal ve hizmetin karşılığını, harmanda alacakları bir yana, 1939 yılında başlayan ve dünya ülkelerinin çoğunluğunun katıldığı 2.dünya savaşı tüm şiddeti ile devam ediyor. Ülkemiz savaşa katılmadı. Ancak savaş potansiyeli yüzünden 1 milyon genç askere alınınca, üretim düşmüş, savunma masrafları çok artmıştır. Hemen hepsi savaşa katılan ülkelerle yaptığımız ticaret durma noktasına gelmiş, ihracat ve ithalat yapılamaz durumdadır. Hükümet mecburen vergileri artırmıştır. O nedenle insanların çoğunluğu fakir, umutsuz ve yılgındır. Vezirköprü’de elektrik yoktur. Evlerde aydınlanma için gaz lambası, idare kullanılmakta, çok az evde lüks lambalar bulunmaktadır. Evlerin su ihtiyacı mahallelerde bulunan çeşmelerden temin edilmektedir. Isınmada kullanılan odunu alamayanlar vardır. Kış gecelerinde lambalar erken sönmekte, insanlar ısınmak için erkenden yataklarına yatmaktadırlar. Ülke çapında olduğu gibi Vezirköprü’de de fakirlik diz boyudur. Köylerde aç kalan insanlar dilenmekte, çaldıkları kapılardan verilen yarım pıtpıt veya 1 mısır onları mutlu etmektedir. Başkalarının yanına, karın tokluğuna çocuklarını veren aileler vardır. 20 yıl karın tokluğuna başka bir köyde uşaklık yapan insanlar vardır. 


Eski tabak esnaflarından Arslan Gergin” Köyden gelenlerin çoğunluğu kuşağına sardığı sac ekmeği ve pırasayı öğle azığı yaparlardı. Parası olanlarsa 3-5 kuruşa bir tas beyaz dut alıp, getirdiği pıtpıt veya sac ekmeği ile camii bahçesinde yerlerdi. Köylülerin hemen hepsi çarık giyerdi. Fakir olanlar Uluçay’a kadar çıplak ayakla gelir. Dereyi geçince çarığını giyer, dönüşte de eskimesin diye yine eline alıp, köyüne çıplak ayakla giderlerdi.”(1)


26 Kasım 1943 Cuma Saat 22.20 Aniden ortaya çıkan çok şiddetli bir sarsıntı ve kulakları sağır eden gürültü… Çoğunluğu uykuda olan insanlar şok halinde… 20 saniye süren sarsıntı, yıkım ve gürültünün peşinden çığlıklar, ağlayanlar, yardım isteyenler, enkaz altında inleyenler… Sanki kıyamet yaşanıyor. Sağ kalan insanlar bu soğuk ve zifiri havada kendilerini dışarı atıyorlar. Ev ve işyerlerinin çoğu yıkılmış, toz, enkaz birbirine karışmış, bahçeler, yollar yok olmuş. Bu panik ortamında herkes kendi ailesinin fertlerinin akıbetini merak ediyor.


Çilingir İzzet Çakmak”  Depremin olduğu zaman ben 7-8 yaşlarındaydım. Biz daha yatmamıştık. Sallantı ve gürültüden sonra, kendimizi dışarı attık. Bizim evde hasar azdı, evimiz yıkılmamıştı. Ancak dışarı çıkınca komşuların çoğunda hasarın çok olduğunu gördük. Komşuların bir kısmı ağlarken, bir kısmı enkaz altında kalanlar için bağırarak yardım istiyordu. Ancak deprem şiddetli olduğu için herkes kendi derdindeydi. Sağ kalan herkes dışarı çıktı. Evimizin karşısında ki Toprakkale Camii önünde toplandık. Ateş yakıp camii önünde sabahladık. Deprem artçı sarsıntılarla sabaha kadar devam etti. Acı tablo gün ışıyınca ortaya çıktı. Toprakkale’de çok ölüm ve yıkım vardı. 


Resmi kurumlar, şimdiki Hükümet Konağının bulunduğu tören alanında hazırlanan çadırlara taşındılar. Evleri yıkılan ve evlerine giremeyenlerde bu alana kendi imkanları ile çadırlar kurup, evlerinden de yatak-yorgan getirip, burada sabahladılar. Bizde ailecek bir süre burada kaldık.


Toprakkale Camii o dönemde depo olarak kullanılıyordu. Askeriyeye ait buğday burada saklanıyordu. Bir süre sonra develerle görevliler geldiler, camiyi açtılar. İçinden aldıkları buğday çuvallarını develere yükleyip, gittiler.”(2)

 

2-3 gün sonra gelen bilgilere göre, depremin merkezi Ladik-Taşova arasındaymış. Şiddeti 7,2 olan deprem 20 saniye sürmüş. En büyük zararı Vezirköprü’ye vermiş. Ev ve işyerlerinin yüzde 75’i yıkılırken 500 civarında insan sadece Vezirköprü ve köylerinde vefat etmiş. Köylerimizde evlerin alt katları ahır olarak kullanılır. Depremde yıkılan evlerin altında kalan ve köylünün tüm sermayesi olan büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar ile at, eşek, katır gibi yük hayvanlarının telef olması köylünün yaşam sevincini bitirmiştir. Fakir olan köylü daha da fakirleşmiştir.

 

Dönemin Belediye Başkanı Mahmut Tek’er” Sabahleyin çarşıya çıktım. Çınar Ağacı karşısında İrfan Ağanın kahvehanesinde cenazeleri yan yana gördüm. Hükümet Konağımız yıkılmadı ama tedbiren boşaltıldı. Tüm resmi kurumlar, tören alanında ki alana, çadırlara taşınıp, işlerine burada devam ettiler. Bu çadırlarda mahkemeler de hizmet verdi.Hatta bir kasap, evli bir kadınla anlaşıp, kadının kocasını öldürdü.Mahkeme sonucu kasap idam cezası aldı.İnfazı Samsun’da yapıldı.”(3)

 

Ev ve işyerleri dışında tarihi eserlerimizde depremden etkilenmiştir. Çanaklı Camii, Orta Camii ve Saat Kulesi yıkılmıştır. Kale Caminin minaresi yıkılmıştır. Taş Medresede çatlaklar oluşmuştur. Bedesten-Arasta ve Çifte Hamam’da hasar oluşmamıştır.

 

          Yıl 1948 İkinci dünya savaşı biteli 3 yıl olmuştur. Bu savaşta 65 milyon insan hayatını kaybetmiş, bu kadar büyük, uzun süren ve maddi ve manevi kayıpların ölçülemeyeceği savaş insanları, insanlığı ve dünyayı yormuştur. Artık en çok istenen şey barış ve huzurdur.

 

1948 yılı Vezirköprü için çok verimli geçmiştir. Orta Camii civarında bulunan Halk Ekmek Fabrikasının olduğu yere motorhane kurulmuş. Burada jenaratörle üretilen elektrik enerjisi ilçeye verilmeye başlanmıştır. Yine şu anda Halk Eğitim Merkezinin envanterinde bulunan eski askerlik binası 1948 yılında Milli Eğitim Bakanlığına devredilmiş. Burası ortaokul olarak eğitim faaliyetlerine açılmıştır.

 

5 Yıl önce ki depremde zarar gören tarihi eserlerin bir çoğu devlet-millet işbirliği ile tamir edilmiştir. Sadece Orta Camii Minaresi yapılamamıştır. Bu noksanlığın tamamlanması için dönemin milli güreşçisi Dünya Şampiyonu Yaşar Doğu’nun kapısı çalınmıştır. Vezirköprü Eşrafından Bit Bit’in Ömer Hafızın bacanağı olan Yaşar Doğu’nun eşi Vezirköprülüdür. Unutulmaz güreşçi Yaşar Doğu, kayınçolarını kırmamıştır. Yıl içinde müsait bir zamanda dünya şampiyonlarından Celal Atik, Gazaffer Bilge, Hamit Kaplan, Mustafa Dağıstanlı başta olmak üzere birçok milli minder güreşçisini Vezirköprü’ye getirmiştir.(3) Tören alanında yapılan ve ücretli olan güreşlere çevre il ve ilçelerden çok aşırı bir ilgi olmuştur. (2) Getirilen güreş minderleri, sahanın ortasına serilmiş, dünya şampiyonu milli güreşçiler gösteri müsabakaları yapmışlardır. (2) Yaşar Doğu burada güreşmemiştir. Vezirköprü’ye gelen güreşçiler ücret almamışlar ve toplanan para ile Orta Camii minaresi yapılmıştır.( Bu sportif gösteri, Mahmut Tek’erin anılarında 1948 tarihli yazılırken, Emekli Öğretmenimiz Ömer İpçi ve Eski Oto tamircilerinden Haşim Işık 1950’li yıllarda yapıldığını belirterek muhalefet şerhi koydular.)

 

Hayat, sen planlar yaparken başına gelenlerdir. Ne kadar yaşayacağımızı bilmiyoruz. Kalan ömrümüzde başımıza nelerin gelebileceğini de bilemiyoruz. Ama bildiğimiz şeylerde var. Maddi olarak bu dünyadan hiçbir şey götüremeyeceğimiz ve eğer ahlaklı, ilkeli, üretken yaşarsak geride hoş bir sada bırakabileceğimiz.

 

FAYDALANILAN KAYNAKLAR
(1)  Tikenli Mahallesinden Eski tabak ustası Arslan Gergin
(2)  Cumhuriyet Mahallesinden Çilingir İzzet Çakmak
(3)  Mahmut Tek’er’in Anıları- Vezirköprü Vatandaş Gazetesi
Kaynak: (ÖZLEM) - Vezirköprü Özlem Gazetesi Editör:
Etiketler: 1943, -, BÜYÜK, ZELZELE,
Diğer Fotoğraflar
Diğer fotoğrafları büyük görüntülemek için üzerini tıklayın.
1943 - BÜYÜK ZELZELE
1943 - BÜYÜK ZELZELE
Yorumlar
Haber Yazılımı